Paşama duyusal bir havuz hazırlamak istiyordum.Malum bu ara dıgıdık atkara möcük derken bayağı çiftlik hayatına geçtik.Ben de basit de olsa birşey hazırlayıp onları hep beraber görsün istiyordum.Ne zamandır aradığım plastik çiftlik hayvanlarını çok ucuza bulunca mutlu oldum.Ördek,tavuk ve tavşanımız yoktu.Bunlar da gelince seri tamamlandı.E anneye de bir çiftlik oyun evi hazırlamak kaldı.Burada en önemli şey kutuyu seçmek oldu,kutu çok avantaj sağladı çünkü valiz gibi toplayıp kaldırabileceğim.
Bu da kapalı hali çiftlik evimizin.Kutunu dışını da elişi kağıtları ve çiftlik hayvanları stickerlarıyla süsledim.
Detaylarda fazla dağılacak şeyler kullanamadım.Aslında havuza mavi tuz hazırladım ama cesaret edemedim heryer batacak diye.Ojeyle boyadığım köpük şimdilik kafi sanırım.
Dün akşam oğlum ilk kez kreşte tüm gün kaldı.Öğle uykusu saatlerine kadar yüreğimde bir sıkışıklıkla gezdim ama öğretmeni Doruk uyudu hem de kendi kendine ve hiç ağlamadı diye söylediğinde yüreğime soğuk sular serpildi.Zaten kafam rahatladıktan sonra bu oyunu ona hazırlamaya karar verdim.Hatta dün yetiştiremedim kaba haldeydi,bu sabah biraz daha süsledim kutuyu.Akşam üstü eve geldik ve bunu görünce nasıl ilgilendi anlatamam.Neredeyse yarım saat oynadık başında.En çok tavuğu beslemek hoşuna gitti.Sabah uyanınca bile kalktı hemen bunun başına geçti.
Fotoğrafları akşam çektiğim için pek güzel çıkmadı,o yüzden bu seferlik tek Paşa fotoğrafımız var :)
Paşam artık beklemeyi öğrendi.Önceden ben birşey hazırlarken direk saldırıya geçiyordu ama artık oğlum bak sana oyun hazırlıyorum deyince sabırsız,meraklı böcük bakışıyla beklemeye geçiyor.
Hoş bu meraklı bakışları ne yazıkki tatmin edemedim ilk safhada.Annesi sabırsız davranıp malzemeleri eksik hazırlayınca istediğimiz deneyi gerçekleştiremedik.Benim de aklıma traş köpüğü geldi hemen.Zaten birçok blogda traş köpüğüyle duyusal havuz oluşturma fikrini görmüştüm ne zamandır da aklımdaydı ama babamız krem kullanıyordu.Köpük alınca tabi gözüme gelmeye başladı :) İlk önce tepsiye traş köpüğü ve birkaç damla gıda boyası damlattım.Paşam bu histen pek hoşlanmadı önce fotoğraftan da anlaşıldığı üzere.Bir süre spatulayla oynadı.
O böyle bir tepki verince benim de aklıma yabancı bir blogda gördüğüm mısır nişastası ekleme fikri geldi.Belli bir ölçüm yok azar azar ekledim.Ve sonuç ben bayıldım :) Paşama gelince önce temkinliydi sonra yavaş yavaş ısındı en sonunda da mutfağın bir bölümünü bu karışım kaplayınca haydi banyoya sinyalimiz çaldı :)
Tüm bunlar yaşanırken iç sesim:Deli misin kadın?Valiz hazırlaman lazım sen bir de ortalığı batır başka gün mü bulamadın? :)
Bunun tarifini pintereste gezinirken bu sitede gördüm.Çok eğlenceli görünüyordu..Bu sabah da güne çok erken başlayınca bizim değişik bir aktiviteye ihtiyacımız var dedim ve mısır nişastası çamurunu hazırladım.
Malzemeler
Mısır nişastası
Su (Sütle yapılan tarif de gördüm denenebilir )
Gıda boyası
Bir ölçüsü yok yaklaşık bir paket nişastayla yeteri kadar eğlence çıkabilir.Suyu fotoğraftaki kıvamı elde edene kadar yavaş yavaş ekleyebilirsiniz.Suyu fazla gelirse sorun değil biraz bekletirseniz kuruyor zaten.Kurudu diyelim kuruyunca da yeniden su ekleyince eski halini alıyor.Yani çok pratik bir tarif.
Ben de mavi etkinliği yapmaya karar verip mavi nesnelerimizi de ekledim çamurumuza.Sabah keyifle hazırlayıp,hevesle paşamı çağırdım.Yanlız paşam ilk kez birşeyden tedirgin oldu.Ellemek istemedi.Kendim oynadım bir süre alışsın diye ki gerçekten çok keyifli oluyor oynaması.Biraz elini soktu bu sefer de elinde kurudu ona gıcık oldu silmemi istedi.Kireç gibi oluyor bu arada elde kuruyunca.
Anlayacağınız sabah oyunumuz çok kısa sürdü.Biz de diğer balkona kum havuzuna geçtik.Paşam sıvama işlerini falan halletti oradan da doğru banyoya.
Banyodan sonra da herhalde paşamın hayatı boyunca olabilecek en komik videolarından birini çektim:)
Videoyu izleyince insan,bu çocuk kesin 3-5 saat uyumuştur diye düşünse de oradan kaldırınca uyutmam işkence gibiydi ve yarım saat olmadan uyandı.Uzun uğraşlarıma rağmen uyutamadım tekrar.Böyle olmasının sebebi de gündüz memeden kesmiş olmam.Bugün 5.günümüzdü ve çok zor geçti.
Öğle yemeği yedikten sonra tekrar denemek istedim oyunu.Kurumuştu çamurumuz.
Biz de biraz su eklemeye başladık.
Tabi mevzu su olunca paşam rahat durmuyor.Fazla kaçırdık ayarını.Üzerinde nişasta eklememiz gerekti.Bu arada büyük çocuğunuzla oynayacaksanız onun karıştırmasına izin verin çok zevkli.Tam oynadık derken bizimki su eklemiyorum diye atar yapıp çamura iki eliyle çarpmasıyla her yer battı ve oyun bitti.
Küçük yaştaki sendromlu bebenizle oynayacaksanız çamuru önceden hazırlayıp ona sunun.Kıvamında hazırlandığında ortalığı kirletecek bir sebep de olmuyor çünkü.
Doruk'un canı sıkılınca imdada su aktiviteleri yetişir.Sadece suyla oynasın istemedim aklıma kağıttan gemiler geldi.Gemiyle beraber sakladığım süt şişesini nasıl değerlendiririm diye düşünürken yelkenli yapmaya karar verdim.
Bizimki basit birşey olacaktı daha süslülerini paşam büyüyünce beraber yaparız.Süt şişesini kestim,bantla pipeti yapıştırdım.Kartonu da yelken şeklinde kesip pipete yapıştırdım oldu sana yelkenli.
Ben bu yelkenliyle uğraşırken 1-2 dakika paşamın sesi kesildi meğer çok meşgulmüş kendileri.
Banyoyu hazırlayıp paşamı öyle içeri alacaktım ama leğeni görünce çıldırdı daldı içeri.Minik duyusal havuzumuza denizle ilgili materyaller topladım.Yelkenlimiz,kağıttan gemiler,sünger balık,ıstakoz,balina,köpek balıkları,yengeç.Kağıttan gemileri anında yok etti zaten,en çok süngerle oynamak hoşuna gitti.O sırada bende şu hangisi bu hangisi diye sordum nadiren de yanıt aldım.