Paşamın kalemle ilk tanışması Antalya'da alışveriş merkezi etkinliğinde oldu.Orada artık kalemle tanışma zamanının geldiği anladık.İnternetten yıkanabilen keçeli kalemlerden sipariş etmiştik ancak tedarikte sorun olunca biz de bir türlü alamadık başka yerden kaldı öyle
Bugün de paşam madem siz bana kalem almazsınız ben de evdekilerle oynarım diye isyana geçince bari dedim kurşun kalemle oynasın.Mutfak masasına oturttum eline verdim kağıdı.
Baktım güzel güzel çizim yapıyor gözüm arkamda kalmadan öğle yemeği için sofra hazırlığına başladım.İki dakika geçmedi ki arkamı döndüm durum bu :
17 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Temmuz 2013 Salı
22 Temmuz 2013 Pazartesi
Oyun Hamuru Maceramız
Macera diyorum çünkü ikidir tutturamıyorum tarifi.Ya tariflerde sorun var yada bende.Hazırını da almak istemiyorum çünkü Doruk tadına bakmadan bırakmıyor illaki bir tutam yenecek.
İlk hamuru Paşam 17 aylıkken denedim.Bu tarifle hamur çok sert oldu.Gıda boyasını bile yediremedim hamurun içine alacalı bulacalı oldu.Tarifi de sizinle paylaşayım da en azından denerseniz de temkinli olun.Tarif için tık tık
Doruk da hamur sert olduğu için zorlanmıştı ama gene de iyi vakit geçirdi.Bir de minik toplar yaptım Doruk'tan da kürdanları batırmasını istedim.
Geçen seferki gene iyiymiş sert olunca en azından pasağı da olmamıştı.Bu sefer yaptığım da pişirilerek hazırlanan bir tarif.Bu sefer oldu dedim hamuru yoğururken ama oynamak için bir aldık ki vıcık vıcık olmuş hamur.Tarif için tık tık Bunun tarifi de böyle :
Bir ayda büyümüş benim oğlum bu sefer daha ilgiliydi ve daha çok eğlendi.Ah bir de hamur kıvamında olaydı.
Eh ama müstahak bana hamurun cıvık olursa bunlar gelir başına :)
İlk hamuru Paşam 17 aylıkken denedim.Bu tarifle hamur çok sert oldu.Gıda boyasını bile yediremedim hamurun içine alacalı bulacalı oldu.Tarifi de sizinle paylaşayım da en azından denerseniz de temkinli olun.Tarif için tık tık
- 10 tepeleme dolu yemek kaşığı un
- 8 yemek kaşığı sıcak su (sıcak su hamuru elastik yapıyor)
- 1 çay kaşığı tuz
- 2 tatlı kaşığı sıvıyağ
- İstediğiniz renk gıda boyasından: Sıvı ise: 10 damla, toz ise: Dörtte bir çay kaşığı
Doruk da hamur sert olduğu için zorlanmıştı ama gene de iyi vakit geçirdi.Bir de minik toplar yaptım Doruk'tan da kürdanları batırmasını istedim.
Geçen seferki gene iyiymiş sert olunca en azından pasağı da olmamıştı.Bu sefer yaptığım da pişirilerek hazırlanan bir tarif.Bu sefer oldu dedim hamuru yoğururken ama oynamak için bir aldık ki vıcık vıcık olmuş hamur.Tarif için tık tık Bunun tarifi de böyle :
- 1 su bardağı un
- 1 su bardağı su
- 1/2 su bardağı tuz
- 2 çorba kaşığı sıvıyağ
- 2 çorba kaşığı elma sirkesi
- Gıda boyası
Bir ayda büyümüş benim oğlum bu sefer daha ilgiliydi ve daha çok eğlendi.Ah bir de hamur kıvamında olaydı.
12 Temmuz 2013 Cuma
Yeni Bir Şehir Yeni Bir Hayat
Uzun bir süredir netten uzak kaldım.Artık Hatay'da yaşıyoruz.Nerdeyse üç hafta olmuş zaman ne kadar hızlı geçiyormuş.Yeni bir binaya taşındığımız için ne yazıkki interneti anca bağlatabildik.Peki bu süreçte neler yaptık?
Antalya'daki son haftamızı o kadar yoğun geçirdik ki...Tatil şansımız bir daha olmaz diye koştur koştur denize havuza girip gece yarılarına kadar koli yaptım durdum evde.Tabi annemle kardeşimin olması müthiş bir destek oldu.O telaşın arasında arkadaşlara veda ziyaretleri bile yaptık.Hatta facebooktaki küçük ve çok samimi grubumuzdan tanıştığımız Seda ve kızı Damla ile görüşme fırsatımız bile oldu.Onlar da tatil amaçlı Antalya'ya gelmişlerdi ama ne yazıkki çok kısıtlı bir sürede görüştük umarım tekrarı olur.Paşam havuzda o kadar eğleniyordu ki en çok havuzdan ayrılışımıza üzüldüm galiba.Hobbaa hob hob diye atlayıp zıplayıp duruyordu.
Evi taşıdığımız gün çok zor geçti özellikle Doruk heryeri karıştırmaya çalışırken.Ev taşırken en iyisi imkan varsa çocuğunuzun başka bir mekanda olması.Biz de bir süremizi komşuda geçirdik de rahat ettik.Ve evimize son bir bakış ve gözyaşıyla veda ettik.Bu ev farklıydı bizim için çünkü ilk defa kendimize ait bir evimiz olmuştu ve paşam bu evde bize katılmıştı.Yolumuz bayağı uzundu,nakliyecilerle de problem yaşadığımız için yola çıkmak için geç kaldık.Bu arada Antalya-Hatay yolu da bayağı virajlı zor bir yolmuş gece anca Adana'ya varabildik ve bir aile dostumuzda kaldık orada.İyiki de kalmışız o stresten sonra bize iyi geldi üstelik ertesi gün küçük bir Adana turu yaptık ve tabiki meşhur kebabı yerinde yedik.Arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ederiz...
Hatay'a geldiğimiz gün tam bir kabustu.Kamyon zaten akşamüstü eşyaları boşaltmaya başlamış ve eşyaların kamyondan inmesiyle sinirimiz iyice oynamaya başlamıştı.Çoğu eşyamızı sarmadan yüklemişler ve hepsi irili ufaklı çizilmişti.İnsanın insana yaptığını hiçbir canlı yapmaz!İnsan emeğini harcamak ne kadar da kolay sanki o eşyaları yolda bulduk biz.Neyse bizim başımıza geldi ama siz kendinizi koruyun lütfen nakliyecilerin başında durun ve tek tek sardırın eşyalarınızı.Tabi bunun için çocuğunuza bakacak biri olması şart,bununla da yetmiyor çocuğunuzun o gün krizde olmaması gerekiyor.Neyse eşyalar yüklenirken paşa da krizlerden kriz beğendi çok etkilendi sanırım bütün gün kucağımdan inmedi adamların peşinde koşturduk durduk.Bir de üstüne mobilyaları kurmadan gittiler saolsunlar.Bu da yetmezmiş gibi temizlettiğimiz evin leş gibi olduğunu gördük.Bir de onlarla tartış göya şirket tutmuştuk.Ama anladım ki yavuz hırsız ev sahibini bastırır başına ne gelirse sukunetle kabullenmek lazım daha da alevlenmemek için.
Eve yerleşme kısmına geçtiğimiz için mutluyduk gene de ama paşam çok huzursuzdu adapte olmakta çok zorlandı.Kuzum bir de ateşlendi birkaç gün içinde.Meğer bağırsaklarında ve boğazında enfeksiyon varmış.Ateş geçti,enfeksiyon geçti ama ishal bir türlü geçmedi.Meğer antibiyotik de ishal yapıyormuş.Tam ishal düzeldi derken bu sefer de paşam geçen akşam kaşını patlattı.Ödüm koptu gözüne birşey oldu diye çünkü gözünü tutuyordu.Burada da acillerle tanıştık böylece.İki dikişimiz daha oldu.Sanırım paşam büyüyene kadar dikişti alçıydı eksik olmayacak bizden.Pansumana gitmeye devam..
Bu aralar Paşamın favorisi masadan ne bulursa kapıp kaçmak. Fena haylaz oldu.
A tabi sadece iş yapmıyoruz Hatay'ı keşfetmeye başladık.Çok güzel bir çarşısı var henüz tamamını gezemesek de.Ayrıca paşam için top havuzu olan bir kafe bile bulduk.Çocuk parkı ne yazıkki az sayıda ve eve yakın yok zaten biber sıcakları da gelmek üzere evde takılayacağız artık.Buraların rüzgarına alışmaya çalışıyoruz Doruk bile şaşkın şaşkın bakıp vuuuu diyor.
Bir taşınma macerası böyle geçti gitti.
Antalya'daki son haftamızı o kadar yoğun geçirdik ki...Tatil şansımız bir daha olmaz diye koştur koştur denize havuza girip gece yarılarına kadar koli yaptım durdum evde.Tabi annemle kardeşimin olması müthiş bir destek oldu.O telaşın arasında arkadaşlara veda ziyaretleri bile yaptık.Hatta facebooktaki küçük ve çok samimi grubumuzdan tanıştığımız Seda ve kızı Damla ile görüşme fırsatımız bile oldu.Onlar da tatil amaçlı Antalya'ya gelmişlerdi ama ne yazıkki çok kısıtlı bir sürede görüştük umarım tekrarı olur.Paşam havuzda o kadar eğleniyordu ki en çok havuzdan ayrılışımıza üzüldüm galiba.Hobbaa hob hob diye atlayıp zıplayıp duruyordu.
Evi taşıdığımız gün çok zor geçti özellikle Doruk heryeri karıştırmaya çalışırken.Ev taşırken en iyisi imkan varsa çocuğunuzun başka bir mekanda olması.Biz de bir süremizi komşuda geçirdik de rahat ettik.Ve evimize son bir bakış ve gözyaşıyla veda ettik.Bu ev farklıydı bizim için çünkü ilk defa kendimize ait bir evimiz olmuştu ve paşam bu evde bize katılmıştı.Yolumuz bayağı uzundu,nakliyecilerle de problem yaşadığımız için yola çıkmak için geç kaldık.Bu arada Antalya-Hatay yolu da bayağı virajlı zor bir yolmuş gece anca Adana'ya varabildik ve bir aile dostumuzda kaldık orada.İyiki de kalmışız o stresten sonra bize iyi geldi üstelik ertesi gün küçük bir Adana turu yaptık ve tabiki meşhur kebabı yerinde yedik.Arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ederiz...
Hatay'a geldiğimiz gün tam bir kabustu.Kamyon zaten akşamüstü eşyaları boşaltmaya başlamış ve eşyaların kamyondan inmesiyle sinirimiz iyice oynamaya başlamıştı.Çoğu eşyamızı sarmadan yüklemişler ve hepsi irili ufaklı çizilmişti.İnsanın insana yaptığını hiçbir canlı yapmaz!İnsan emeğini harcamak ne kadar da kolay sanki o eşyaları yolda bulduk biz.Neyse bizim başımıza geldi ama siz kendinizi koruyun lütfen nakliyecilerin başında durun ve tek tek sardırın eşyalarınızı.Tabi bunun için çocuğunuza bakacak biri olması şart,bununla da yetmiyor çocuğunuzun o gün krizde olmaması gerekiyor.Neyse eşyalar yüklenirken paşa da krizlerden kriz beğendi çok etkilendi sanırım bütün gün kucağımdan inmedi adamların peşinde koşturduk durduk.Bir de üstüne mobilyaları kurmadan gittiler saolsunlar.Bu da yetmezmiş gibi temizlettiğimiz evin leş gibi olduğunu gördük.Bir de onlarla tartış göya şirket tutmuştuk.Ama anladım ki yavuz hırsız ev sahibini bastırır başına ne gelirse sukunetle kabullenmek lazım daha da alevlenmemek için.
Eve yerleşme kısmına geçtiğimiz için mutluyduk gene de ama paşam çok huzursuzdu adapte olmakta çok zorlandı.Kuzum bir de ateşlendi birkaç gün içinde.Meğer bağırsaklarında ve boğazında enfeksiyon varmış.Ateş geçti,enfeksiyon geçti ama ishal bir türlü geçmedi.Meğer antibiyotik de ishal yapıyormuş.Tam ishal düzeldi derken bu sefer de paşam geçen akşam kaşını patlattı.Ödüm koptu gözüne birşey oldu diye çünkü gözünü tutuyordu.Burada da acillerle tanıştık böylece.İki dikişimiz daha oldu.Sanırım paşam büyüyene kadar dikişti alçıydı eksik olmayacak bizden.Pansumana gitmeye devam..
Bu aralar Paşamın favorisi masadan ne bulursa kapıp kaçmak. Fena haylaz oldu.
A tabi sadece iş yapmıyoruz Hatay'ı keşfetmeye başladık.Çok güzel bir çarşısı var henüz tamamını gezemesek de.Ayrıca paşam için top havuzu olan bir kafe bile bulduk.Çocuk parkı ne yazıkki az sayıda ve eve yakın yok zaten biber sıcakları da gelmek üzere evde takılayacağız artık.Buraların rüzgarına alışmaya çalışıyoruz Doruk bile şaşkın şaşkın bakıp vuuuu diyor.
Bir taşınma macerası böyle geçti gitti.
16 Haziran 2013 Pazar
Paşamdan Babasına Mesaj Var
Babalığı bırak dünyayla ilgili hiçbir fikrim yokken senin güvenli kollarında buldum kendimi.Şaşkın,ürkek,sevgi dolu kalakaldık hastane kolidorlarında.İlk senin kokunu bildim ilk senin sesini duydum.Gerçi bu ses tanıdıktı annemin sıcak yuvasında her akşam konuşan biri vardı benimle o yüzden yabancılamadım.Annemle tanışıncaya kadar senin kokunla uyuyakaldım.
(Burada anne olarak araya girmek isterim ki ne yazıkki hastanenin doğum presodürleri bebeği önce babayla kavuşturuyor.Bu noktadaki kıskançlığımı anlatmama gerek yok sanırım)
Birden hızlı bir giriş yapıp tüm hayatını alt üst ettim artık ben vardım başka birşeye izin veremezdim.Ağlamayı keşfettim o zaman benimle ilgilendiğini farkettim.Ve birkaç de olsa kucağında uyudum.
Babacığım bir düşünsene hayatında sana ne kadar çok ilk yaşattığımı ve seninle ne kadar çok şeyi ilk kez yaptığımı..İşte bazıları...
Altımı kirlettiğim,geceleri uyandığım,sabah körü kalkıp başından baba babba babaaa diye bağırdığım,dıgı dıgı diye sırtına bindiğim,sen yemek yedirmeye çalışırken etrafa fırlattığım yemekler için,sokağa çıktığımızda söz dinlemeyip delirdiğim için sadece ve sadece bugünlük özür dilerim.Çünkü bunları yapmaya devam edeceğim ve muhtemelen sen de beni sevmeye..
Babacığım babalar günün kutlu olsun...Sen dünyanın en iyi babasısın...
Not : Ülkem bu durumdayken paylaşımda bulunduğumdan dolayı özür dilerim.Ancak bu yazıyı çok önce yazmıştım.
(Burada anne olarak araya girmek isterim ki ne yazıkki hastanenin doğum presodürleri bebeği önce babayla kavuşturuyor.Bu noktadaki kıskançlığımı anlatmama gerek yok sanırım)
Birden hızlı bir giriş yapıp tüm hayatını alt üst ettim artık ben vardım başka birşeye izin veremezdim.Ağlamayı keşfettim o zaman benimle ilgilendiğini farkettim.Ve birkaç de olsa kucağında uyudum.
Babacığım bir düşünsene hayatında sana ne kadar çok ilk yaşattığımı ve seninle ne kadar çok şeyi ilk kez yaptığımı..İşte bazıları...
Altımı kirlettiğim,geceleri uyandığım,sabah körü kalkıp başından baba babba babaaa diye bağırdığım,dıgı dıgı diye sırtına bindiğim,sen yemek yedirmeye çalışırken etrafa fırlattığım yemekler için,sokağa çıktığımızda söz dinlemeyip delirdiğim için sadece ve sadece bugünlük özür dilerim.Çünkü bunları yapmaya devam edeceğim ve muhtemelen sen de beni sevmeye..
Babacığım babalar günün kutlu olsun...Sen dünyanın en iyi babasısın...
Not : Ülkem bu durumdayken paylaşımda bulunduğumdan dolayı özür dilerim.Ancak bu yazıyı çok önce yazmıştım.
14 Haziran 2013 Cuma
Delikten Kürdan Geçirme ve Kutuya Deliklerden Ponpon Atma
Montessori aktivitelerine devam...Delikten kürdan geçirme.İnce motor gelişimini destekleyici bir aktivite.Doruk için uygun olmayabilir diye tedirgindim malum paşam herşeyi ağzına atıyor.Ama korktuğum gibi olmadı en azından ilk dakikalar.Fotoğraflarda olayın ciddiyetine bürünmüş Doruk'u görebilirsiniz.Öncelikle nasıl yapıldığını göstersem de paşam kendi keşfetmeliydi;evirdi çevirdi.
Sonunda tek tek delikten sokabileceğini farketti.
Tabiki kısa sürdü aktivitemiz çünkü paşam kürdanları ağzına götürmeye başladı.Arada sırada ortaya çıkarıp kısa süreli oynuyoruz.
Ponponlar da beni tedirgin eden materyallerdi aslında ama sıkı gözetim altında oynatılabilir.Rengarenk oldukları için yeme güdüsünü çok tetikliyor tabi.Herhangi bir kutuyu alıp delikler açıp yapabilirsiniz bu aktiviteyi.Ben dondurma kutusuna değişik ebatlarda delikler açıp değişik ebatlarda ponponlar verdim paşamın eline.Öncelikle bir kez anlatıp geri çekildim.Burada hem iç-dış kavramlarını hem de büyük-küçük kavramlarına bir giriş yapmış olduk.Hem de ince motor kasları destekleyici bir aktivite oldu.
Burada büyük küçük delikleri ve ponponları keşfediyordu.Başlangıçta büyüğü büyük delikten küçğü küçük delikten atıyordu,sonra uyanık davranıp hepsini büyük delikten atmaya başladı.
Burada da kutunun içi neresi diye inceliyordu.
Kutudan sıkılınca yeni oyun üretip üfleyerek bir süre daha oynadık;ta ki Doruk ponponu yedi mi diye annesi panik olana kadar.
Küçük bir not eklemek de fayda var bu ponponlar çok kalitesiz malzemeden yapılmış boyaları çıkıyor,evde kendiniz yapsanız daha iyi olabilir.Başlangıçta ponponları sayısını bilmem bana avantaj sağladı arada yedi mi diye sürekli kontrol ettim çünkü.Ve en önemlisi kesinlikle gözünüzün önünden hiç ayırmayın her iki aktivite için de
Sonunda tek tek delikten sokabileceğini farketti.
Tabiki kısa sürdü aktivitemiz çünkü paşam kürdanları ağzına götürmeye başladı.Arada sırada ortaya çıkarıp kısa süreli oynuyoruz.
Ponponlar da beni tedirgin eden materyallerdi aslında ama sıkı gözetim altında oynatılabilir.Rengarenk oldukları için yeme güdüsünü çok tetikliyor tabi.Herhangi bir kutuyu alıp delikler açıp yapabilirsiniz bu aktiviteyi.Ben dondurma kutusuna değişik ebatlarda delikler açıp değişik ebatlarda ponponlar verdim paşamın eline.Öncelikle bir kez anlatıp geri çekildim.Burada hem iç-dış kavramlarını hem de büyük-küçük kavramlarına bir giriş yapmış olduk.Hem de ince motor kasları destekleyici bir aktivite oldu.
Burada büyük küçük delikleri ve ponponları keşfediyordu.Başlangıçta büyüğü büyük delikten küçğü küçük delikten atıyordu,sonra uyanık davranıp hepsini büyük delikten atmaya başladı.
Burada da kutunun içi neresi diye inceliyordu.
Kutudan sıkılınca yeni oyun üretip üfleyerek bir süre daha oynadık;ta ki Doruk ponponu yedi mi diye annesi panik olana kadar.
Küçük bir not eklemek de fayda var bu ponponlar çok kalitesiz malzemeden yapılmış boyaları çıkıyor,evde kendiniz yapsanız daha iyi olabilir.Başlangıçta ponponları sayısını bilmem bana avantaj sağladı arada yedi mi diye sürekli kontrol ettim çünkü.Ve en önemlisi kesinlikle gözünüzün önünden hiç ayırmayın her iki aktivite için de
Etiketler:
1+ yaş aktivite,
17 ay,
kürdan,
montessori,
ponpon
Bulut Hamuruyla Kumdan Kaleler
Paşamın ayağına dikiş atıldıktan sonra evde işler değişti.Ne güzel suyla oynuyorduk ama artık yasak.O yüzden yeni aktivite arayışındayken evde kum yapmakla ilgili birşeyler okuduğumu hatırladım.En sonunda buradaki tarife ulaştım.Bulut hamuruyla tanıştık böylece.
Tarifi : 8 su bardağı un
1 su bardağı bebe yağı
Malzemeleri yoğuruyorsunuz ve hamurunuz-ben kum diyorum-hazır oluyor.Oynaması çok zevkli ben bile yoğurma kısmını uzatmışım oyuna dalıp.Hazır böyle bir materyal varken ilk küçük duyusal havuzumuzu da oluşturalım deyip birkaç çiftlik hayvanıyla başbaşa bıraktım oğlumu.
Önce ne olduğunu anlayamadı kuzum oyuncak hayvanları da ilk kez gördüğü için kısa bir süre onlarla ilgilendi.
Hala gözü suda olan paşa sulamaya çalıştı kumumuzu.
Paşamın kankasını da davet ettik o sırada.Rüzgar,Doruk'tan bir ay büyük ve birbirlerini görünce kısa bir süre çok mutlu oluyorlar.Sonra herkes kendi yoluna gidiyor.Ama bu sefer Doruk Paşa Rüzgar'a rahat vermedi,çocuk eline ne alırsa Doruk onun elinden aldı.Sanırıım Doruk kumu çok sevdi ve paylaşmak istemedi.
Şimdi aktiviteyle ilgili önemli tavsiyemi vereyim ki fotoğraflara bakınca bunu düşünmüşsünüzdür zaten.Kesinlikle evin içinde tavsiye etmiyorum;bunun için balkon ideal mekan.Balkonda olsanız bile altına örtü serin çünkü ıslak zemin üzerinde biraz kayganlık yapıyor.Kullandığınız kumu da atmayın sakın poşetleyin yakında tekrar oynarsınız.
Tarifi : 8 su bardağı un
1 su bardağı bebe yağı
Malzemeleri yoğuruyorsunuz ve hamurunuz-ben kum diyorum-hazır oluyor.Oynaması çok zevkli ben bile yoğurma kısmını uzatmışım oyuna dalıp.Hazır böyle bir materyal varken ilk küçük duyusal havuzumuzu da oluşturalım deyip birkaç çiftlik hayvanıyla başbaşa bıraktım oğlumu.
Önce ne olduğunu anlayamadı kuzum oyuncak hayvanları da ilk kez gördüğü için kısa bir süre onlarla ilgilendi.
Paşamın kankasını da davet ettik o sırada.Rüzgar,Doruk'tan bir ay büyük ve birbirlerini görünce kısa bir süre çok mutlu oluyorlar.Sonra herkes kendi yoluna gidiyor.Ama bu sefer Doruk Paşa Rüzgar'a rahat vermedi,çocuk eline ne alırsa Doruk onun elinden aldı.Sanırıım Doruk kumu çok sevdi ve paylaşmak istemedi.
E birbirleriyle bu kadar uğraşınca ikisi de sıkıldı oynamaktan.Doruk bir iki tur atıp geri döndü oyuna .Artık oyunun tam içindeydi.
Balkonu dağınık bırakıp sirkelenip oyunu burada sonlandırdık.Ertesi gün dağıttımız yerden devam ettik.Çok uzun oynama süresi olmadı ama gene de ilgiliydi.
31 Mayıs 2013 Cuma
Yenilebilir Parmak Boyası Yapımı ve Eğlencesi
Paşam çilek yerken daha doğrusu çilek onu yerken aklıma bir aktivite yapmak geldi.Madem bu kadar kirlendik iyice batıralım ortalığı dedik.Parmak boyasını 13 aylıkken denemiştik.Paşam da çok keyif almıştı ama biz aynı keyfi alamamıştık çünkü o herşey gibi onun da tadına bakmak istiyordu.Hal böyle olunca parmak boya dolapta yerini almıştı.Benim de aklıma yenebilen bir boya yapmak geldi nette çeşitli tarifler vardı ama kafama yatmadı.Şimdi başlığı okuyanlar havalı bir tarif arayacaklar.İtiraf ediyorum onu ilgi çeksin diye yazdım.Malzemeler yoğurt ve gıda boyası sadece.Yanlız yoğurdunuz biraz katı olursa iyi olur gıda boyası sulandırıyor çünkü.Eğer bebeğiniz çok küçük ve kesin bunu yer diye korkuyorsanız netten doğal gıda boyası tarifi de bulabilirsiniz.Bende iki renk boya vardı;bize yetti de arttı bile.
Paşamın eğlencesinden kareler...
Önce bir ne olduğunu anlamaya çalıştı.
Sizce bu mutluluk için bu kadar kirlenmeye değmez mi?
Ayrıca korkmanıza gerek yok parmak boya gibi zor çıkmıyor suya girdiğimiz anda aktı tüm boya.E eğlence bu kadarla bırakılmazdı bir de su eğlencesi tertip ettim paşama.
Bu süre zarfında ikimizde çok eğlendik
Paşamın eğlencesinden kareler...
Önce bir ne olduğunu anlamaya çalıştı.
Anladıktan sonra bu hale geldik.
Bu süre zarfında ikimizde çok eğlendik
30 Mayıs 2013 Perşembe
Ana Renkleri Öğreniyoruz
Artık paşamın da renkleri öğrenebileceğini düşündüm ve evdeki tüm sarı,kırmızı,mavi oyuncakları topladım ayrı ayrı kutuların içine doldurdum.
İlk gördüğünde gitti bir baktı bunlar nedir diye.Önce incelemesini müdahale etmeden izledim.Sonra incelerken bende sürekli renkleri tekrar ettim.Sarı mısır,sarı muz vs gibi.
Peki sonra ne oldu?Banane renklerden tavrıyla kutunun içindekiler fırlatıp kutuyla oynamaya başladı.
Evet bu azıcık ilgi süresi yaramazlık keşifleriyle tamamen son buldu.Meğer aklı yeni keşfettiği dolapta kalmış paşamın.
Ben genede salondaki diğer tüm oyuncakları topladım etrafta bu üç renk dışında oyuncak kalmadı.Ertesi gün bir kaç renk sordum karışık objeler arasından o da gösterdi.Tesadüfi olduğunu düşünüyordum ama boşalttığı mavi obje kutusunu da doldurunca anladım ki işe yaramış.Şimdi ara sıra karışık objeler arasından soruyorum o da gösteriyor.
Peki sonra ne oldu?Banane renklerden tavrıyla kutunun içindekiler fırlatıp kutuyla oynamaya başladı.
Evet bu azıcık ilgi süresi yaramazlık keşifleriyle tamamen son buldu.Meğer aklı yeni keşfettiği dolapta kalmış paşamın.
Ben genede salondaki diğer tüm oyuncakları topladım etrafta bu üç renk dışında oyuncak kalmadı.Ertesi gün bir kaç renk sordum karışık objeler arasından o da gösterdi.Tesadüfi olduğunu düşünüyordum ama boşalttığı mavi obje kutusunu da doldurunca anladım ki işe yaramış.Şimdi ara sıra karışık objeler arasından soruyorum o da gösteriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































