13 Temmuz 2013 Cumartesi

Eşleştirme Kartlarımızı Yaptık

Eşleştirme kartlarıyla ilgili çekincem Doruk'un yemesiydi.Hoş yedi de ama sağlam olmuş bayağı kağıda zarar gelmedi.Hatta yapalı nerdeyse iki ay oldu hala yemeği daha çok seviyor.Kartlar için resimleri bu adresten indirip renkli çıktı aldım.Aslında materyal gölge eşleştirmesi için ama ben bu amaçla kullandım.Çıktıyı kestim ve kartona yapıştırıp etrafını koli bandıyla sardım.Siz bu işlem için laminasyon (pvc kaplama) yaptırabilirsiniz yada makinasını alıp evde kendiniz yapabilirsiniz.Ben bu makinadan almayı düşünüyorum.Biz iki çiftten başladık,zamanla sayısı arttırılabilir.



Kartları eline alıp önce inceledi,evirdi,çevirdi.Sonra ben anlatmaya çalıştım ama o pek oralı olmalı.




Uzunca bir süre elinden bırakmadı ama eşleştirme falan da yapmadı.Tadının güzel olduğunu farketti sanırım,kartları hazırladığım günden beri sürekli kıvırıp ağzına sokuyor.


Bu dönemde biraz ilgisini çekmeye başladı.Bazen eşlerini bulabiliyor.

12 Temmuz 2013 Cuma

Yeni Bir Şehir Yeni Bir Hayat

Uzun bir süredir netten uzak kaldım.Artık Hatay'da yaşıyoruz.Nerdeyse üç hafta olmuş zaman ne kadar hızlı geçiyormuş.Yeni bir binaya taşındığımız için ne yazıkki interneti anca bağlatabildik.Peki bu süreçte neler yaptık?

Antalya'daki son haftamızı o kadar yoğun geçirdik ki...Tatil şansımız bir daha olmaz diye koştur koştur denize havuza girip gece yarılarına kadar koli yaptım durdum evde.Tabi annemle kardeşimin olması müthiş bir destek oldu.O telaşın arasında arkadaşlara veda ziyaretleri bile yaptık.Hatta facebooktaki küçük ve çok samimi grubumuzdan tanıştığımız Seda ve kızı Damla ile görüşme fırsatımız bile oldu.Onlar da tatil amaçlı Antalya'ya gelmişlerdi ama ne yazıkki çok kısıtlı bir sürede görüştük umarım tekrarı olur.Paşam havuzda o kadar eğleniyordu ki en çok havuzdan ayrılışımıza üzüldüm galiba.Hobbaa hob hob diye atlayıp zıplayıp duruyordu.


Evi taşıdığımız gün çok zor geçti özellikle Doruk heryeri karıştırmaya çalışırken.Ev taşırken en iyisi imkan varsa çocuğunuzun başka bir mekanda olması.Biz de bir süremizi komşuda geçirdik de rahat ettik.Ve evimize son bir bakış ve gözyaşıyla veda ettik.Bu ev farklıydı bizim için çünkü ilk defa kendimize ait bir evimiz olmuştu ve paşam bu evde bize katılmıştı.Yolumuz bayağı uzundu,nakliyecilerle de problem yaşadığımız için yola çıkmak için geç kaldık.Bu arada Antalya-Hatay yolu da bayağı virajlı zor bir yolmuş gece anca Adana'ya varabildik ve bir aile dostumuzda kaldık orada.İyiki de kalmışız o stresten sonra bize iyi geldi üstelik ertesi gün küçük bir Adana turu yaptık ve tabiki meşhur kebabı yerinde yedik.Arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ederiz...

Hatay'a geldiğimiz gün tam bir kabustu.Kamyon zaten akşamüstü eşyaları boşaltmaya başlamış ve eşyaların kamyondan inmesiyle sinirimiz iyice oynamaya başlamıştı.Çoğu eşyamızı sarmadan yüklemişler ve hepsi irili ufaklı çizilmişti.İnsanın insana yaptığını hiçbir canlı yapmaz!İnsan emeğini harcamak ne kadar da kolay sanki o eşyaları yolda bulduk biz.Neyse bizim başımıza geldi ama siz kendinizi koruyun lütfen nakliyecilerin başında durun ve tek tek sardırın eşyalarınızı.Tabi bunun için çocuğunuza bakacak biri olması şart,bununla da yetmiyor çocuğunuzun o gün krizde olmaması gerekiyor.Neyse eşyalar yüklenirken paşa da krizlerden kriz beğendi çok etkilendi sanırım bütün gün kucağımdan inmedi adamların peşinde koşturduk durduk.Bir de üstüne mobilyaları kurmadan gittiler saolsunlar.Bu da yetmezmiş gibi temizlettiğimiz evin leş gibi olduğunu gördük.Bir de onlarla tartış göya şirket tutmuştuk.Ama anladım ki yavuz hırsız ev sahibini bastırır başına ne gelirse sukunetle kabullenmek lazım daha da alevlenmemek için.

Eve yerleşme kısmına geçtiğimiz için mutluyduk gene de ama paşam çok huzursuzdu adapte olmakta çok zorlandı.Kuzum bir de ateşlendi birkaç gün içinde.Meğer bağırsaklarında ve boğazında enfeksiyon varmış.Ateş geçti,enfeksiyon geçti ama ishal bir türlü geçmedi.Meğer antibiyotik de ishal yapıyormuş.Tam ishal düzeldi derken bu sefer de paşam geçen akşam kaşını patlattı.Ödüm koptu gözüne birşey oldu diye çünkü gözünü tutuyordu.Burada da acillerle tanıştık böylece.İki dikişimiz daha oldu.Sanırım paşam büyüyene kadar dikişti alçıydı eksik olmayacak bizden.Pansumana gitmeye devam..

Bu aralar Paşamın favorisi masadan ne bulursa kapıp kaçmak. Fena haylaz oldu.



A tabi sadece iş yapmıyoruz Hatay'ı keşfetmeye başladık.Çok güzel bir çarşısı var henüz tamamını gezemesek de.Ayrıca paşam için top havuzu olan bir kafe bile bulduk.Çocuk parkı ne yazıkki az sayıda ve eve yakın yok zaten biber sıcakları da gelmek üzere evde takılayacağız artık.Buraların rüzgarına alışmaya çalışıyoruz Doruk bile şaşkın şaşkın bakıp vuuuu diyor.

Bir taşınma macerası böyle geçti gitti.



16 Haziran 2013 Pazar

Paşamdan Babasına Mesaj Var

Babalığı bırak dünyayla ilgili hiçbir fikrim yokken senin güvenli kollarında buldum kendimi.Şaşkın,ürkek,sevgi dolu kalakaldık hastane kolidorlarında.İlk senin kokunu bildim ilk senin sesini duydum.Gerçi bu ses tanıdıktı annemin sıcak yuvasında her akşam konuşan biri vardı benimle o yüzden yabancılamadım.Annemle tanışıncaya kadar senin kokunla uyuyakaldım.


(Burada anne olarak araya girmek isterim ki ne yazıkki hastanenin doğum presodürleri bebeği önce babayla kavuşturuyor.Bu noktadaki kıskançlığımı anlatmama gerek yok sanırım)

Birden hızlı bir giriş yapıp tüm hayatını alt üst ettim artık ben vardım başka birşeye izin veremezdim.Ağlamayı keşfettim o zaman benimle ilgilendiğini farkettim.Ve birkaç de olsa kucağında uyudum.



Babacığım bir düşünsene hayatında sana ne kadar çok ilk yaşattığımı ve seninle ne kadar çok şeyi ilk kez yaptığımı..İşte bazıları...


Altımı kirlettiğim,geceleri uyandığım,sabah körü kalkıp başından baba babba babaaa diye bağırdığım,dıgı dıgı diye sırtına bindiğim,sen yemek yedirmeye çalışırken etrafa fırlattığım yemekler için,sokağa çıktığımızda söz dinlemeyip delirdiğim için sadece ve sadece bugünlük özür dilerim.Çünkü bunları yapmaya devam edeceğim ve muhtemelen sen de beni sevmeye..



Babacığım babalar günün kutlu olsun...Sen dünyanın en iyi babasısın...



Not : Ülkem bu durumdayken paylaşımda bulunduğumdan dolayı özür dilerim.Ancak bu yazıyı çok önce yazmıştım.

14 Haziran 2013 Cuma

Delikten Kürdan Geçirme ve Kutuya Deliklerden Ponpon Atma

Montessori aktivitelerine devam...Delikten kürdan geçirme.İnce motor gelişimini destekleyici bir aktivite.Doruk için uygun olmayabilir diye tedirgindim malum paşam herşeyi ağzına atıyor.Ama korktuğum gibi olmadı en azından ilk dakikalar.Fotoğraflarda olayın ciddiyetine bürünmüş Doruk'u görebilirsiniz.Öncelikle nasıl yapıldığını göstersem de paşam kendi keşfetmeliydi;evirdi çevirdi.


Sonunda tek tek delikten sokabileceğini farketti.


Tabiki kısa sürdü aktivitemiz çünkü paşam kürdanları ağzına götürmeye başladı.Arada sırada ortaya çıkarıp kısa süreli oynuyoruz.

Ponponlar da beni tedirgin eden materyallerdi aslında ama sıkı gözetim altında oynatılabilir.Rengarenk oldukları için yeme güdüsünü çok tetikliyor tabi.Herhangi bir kutuyu alıp delikler açıp yapabilirsiniz bu aktiviteyi.Ben dondurma kutusuna değişik ebatlarda delikler açıp değişik ebatlarda ponponlar verdim paşamın eline.Öncelikle bir kez anlatıp geri çekildim.Burada hem iç-dış kavramlarını hem de büyük-küçük kavramlarına bir giriş yapmış olduk.Hem de ince motor kasları destekleyici bir aktivite oldu.

Burada büyük küçük delikleri ve ponponları keşfediyordu.Başlangıçta büyüğü büyük delikten küçğü küçük delikten atıyordu,sonra uyanık davranıp hepsini büyük delikten atmaya başladı.


Burada da kutunun içi neresi diye inceliyordu.


Kutudan sıkılınca yeni oyun üretip üfleyerek bir süre daha oynadık;ta ki Doruk ponponu yedi mi diye annesi panik olana kadar.


Küçük bir not eklemek de fayda var bu ponponlar çok kalitesiz malzemeden yapılmış boyaları çıkıyor,evde kendiniz yapsanız daha iyi olabilir.Başlangıçta ponponları sayısını bilmem bana avantaj sağladı arada yedi mi diye sürekli kontrol ettim çünkü.Ve en önemlisi kesinlikle gözünüzün önünden hiç ayırmayın her iki aktivite için de

Bulut Hamuruyla Kumdan Kaleler

Paşamın ayağına dikiş atıldıktan sonra evde işler değişti.Ne güzel suyla oynuyorduk ama artık yasak.O yüzden yeni aktivite arayışındayken evde kum yapmakla ilgili birşeyler okuduğumu hatırladım.En sonunda buradaki tarife ulaştım.Bulut hamuruyla tanıştık böylece.

Tarifi : 8 su bardağı un
           1 su bardağı bebe yağı

Malzemeleri yoğuruyorsunuz ve hamurunuz-ben kum diyorum-hazır oluyor.Oynaması çok zevkli ben bile yoğurma kısmını uzatmışım oyuna dalıp.Hazır böyle bir materyal varken ilk küçük duyusal havuzumuzu da oluşturalım deyip birkaç çiftlik hayvanıyla başbaşa bıraktım oğlumu.


Önce ne olduğunu anlayamadı kuzum oyuncak hayvanları da ilk kez gördüğü için kısa bir süre onlarla ilgilendi.


 Hala gözü suda olan paşa sulamaya çalıştı kumumuzu.


Paşamın kankasını da davet ettik o sırada.Rüzgar,Doruk'tan bir ay büyük ve birbirlerini görünce kısa bir süre çok mutlu oluyorlar.Sonra herkes kendi yoluna gidiyor.Ama bu sefer Doruk Paşa Rüzgar'a rahat vermedi,çocuk eline ne alırsa Doruk onun elinden aldı.Sanırıım Doruk kumu çok sevdi ve paylaşmak istemedi.


E birbirleriyle bu kadar uğraşınca ikisi de sıkıldı oynamaktan.Doruk bir iki tur atıp geri döndü oyuna .Artık oyunun tam içindeydi.






Balkonu dağınık bırakıp sirkelenip oyunu burada sonlandırdık.Ertesi gün dağıttımız yerden devam ettik.Çok uzun oynama süresi olmadı ama gene de ilgiliydi.




 Şimdi aktiviteyle ilgili önemli tavsiyemi vereyim ki fotoğraflara bakınca bunu düşünmüşsünüzdür zaten.Kesinlikle evin içinde tavsiye etmiyorum;bunun için balkon ideal mekan.Balkonda olsanız bile altına örtü serin çünkü ıslak zemin üzerinde biraz kayganlık yapıyor.Kullandığınız kumu da atmayın sakın poşetleyin yakında tekrar oynarsınız.

Keçeden Çerçeve Yapımı ve Şişe Süsleme

Bu yıl Babalar Günü için el emeği birşeyler yapmaya karar verdim hem bu şekilde eşimin de daha çok hoşuna gidecekti.Babamızın apar topar Hatay'a ev tutmak için gitmesi gerektiğinden ve dönüş tarihi henüz belli olmadığından ona hediyelerini erken vermek istedik.

Keçeden çerçeve yapmak için evdeki eski bir çerçeveyi kullandım.Ön yüzünün tamamını keçe ile kapladım.Kaplamak için sıcak silikon kullandım.Çerçeveye koyacağım fotoğraf orijinal olsun istiyordum.O yüzden paşamla babasının bir fotoğrafını bu siteden düzenledim.Keçeyle kaplı çerçeveye fotoğrafı da yapıştırınca geriye sadece süslemek kaldı.Süsleme için de evdeki materyalleri ( bebek şekerleri,magnet süsleri ) kullandım.Yunus şeklini de paşam için kullandığım eşleştirme kartlarını kalıp olarak kullanarak hallettim.


Şişe süslemek içinde paşamla babasının fotoğrafını sepya ayarına getirip renkli çıktı aldım.Fotoğrafı şişeye yapıştırmak için aktarma kağıdı kullandım.Sıcak silikon yardımıyla ipi doladım çevresine.


Sürprizimize bir de sıcak pasta ekledik çünkü hiç vakit kalmamıştı.O yüzden üzerine yazı amaçlı koyduğum şeker hamuru da kendinden geçti


Tüm bunların üzerine babamıza bir de yemek ısmarladık.Sanıyorum fazlasıyla mutlu oldu tüm bunlar karşısında.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Şekersiz Çilek Reçeli Yapımı

Paşam çileği çok sevdiği için reçelini de yapmak istedim.Henüz rafine şeker yedirmedim paşama mümkün olduğu kadar da korumaya çalışacağım bu konuda.Netten tarif aradığımda  bu sayfadaki tarif kafama yattı.




Malzemeler : 750 gr çilek
                750 ml elma suyu ( Yaklaşık 2 kg elmadan çıkıyor )

Tarifi : Elma suyu ve çilek beraber göz göz olana kadar kaynatılıyor.Biz yaklaşık 1,5-2 saat kaynattık.

Tadına gelince hafif ekşimsi..Paşam sevdi hatta biz bile sevdik.Bu tariften yaklaşık 2 kase reçel çıkıyor.Çilek zamanı geçmeden paylaşmak istedim.

Bu konuda bir not düşmek istiyorum çok çabuk bozuluyor,1 ay anca dayandı,hızlı tüketilmeli.Artık seneye kaldı ama içine limon tuzu atıp denemeyi düşünüyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...